<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Partiparti.com; 2009 yerel seçimleri, Siyasi Partiler, Yerel Seçimler &#187; Mhp</title>
	<atom:link href="http://www.partiparti.com/kategori/siyasi-partiler/mhp-siyasi-partiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.partiparti.com</link>
	<description>siyasi parti portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Feb 2010 18:52:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>MHP&#8217;den katsayı sorununu çözme teklifi</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhpden-katsayi-sorununu-cozme-teklifi.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhpden-katsayi-sorununu-cozme-teklifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 18:51:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3171</guid>
		<description><![CDATA[MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, üniversiteye girişte uygulanan katsayının tüm ortaoğretimde eşit uygulanması için kanun teklifi hazırladıklarını açıkladı. Vural, Danıştay&#8217;ın kararı kabul edilemez. Yeter artık&#8221; dedi.
MHP&#8217;DEN KATSAYI SORUNUNA ÇÖZÜM İÇİN KANUN TEKLİFİ&#8230;
MHP, ortaöğretim puanına uygulanacak katsayı veya ek puan hesabında kullanılacak yöntemin, ortaöğretimin niteliğine bakılmaksızın eşit olarak uygulanmasını öngören kanun teklifini, TBMM Başkanlığına sundu.
Yükseköğretim Kanunu&#8217;nda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, üniversiteye girişte uygulanan katsayının tüm ortaoğretimde eşit uygulanması için kanun teklifi hazırladıklarını açıkladı. Vural, Danıştay&#8217;ın kararı kabul edilemez. Yeter artık&#8221; dedi.</p>
<p>MHP&#8217;DEN KATSAYI SORUNUNA ÇÖZÜM İÇİN KANUN TEKLİFİ&#8230;</p>
<p>MHP, ortaöğretim puanına uygulanacak katsayı veya ek puan hesabında kullanılacak yöntemin, ortaöğretimin niteliğine bakılmaksızın eşit olarak uygulanmasını öngören kanun teklifini, TBMM Başkanlığına sundu.</p>
<p>Yükseköğretim Kanunu&#8217;nda değişiklik yapan teklif, ortaöğretim veya lise puanına uygulanacak katsayı veya ek puan hesabında kullanılacak yöntemin, ortaöğretimin niteliğine bakılmaksızın eşit olarak uygulanmasını öngörüyor.</p>
<p>Teklifin gerekçesinde, yükseköğretime girişte uygulanan katsayı sistemi üzerindeki tartışmaların, toplumda ciddi bölünmelere yol açtığı, bu bölünmenin yarattığı ortamın da ciddi adaletsizliklere neden olduğu belirtildi.</p>
<p>Bu konuda gündemden düşmeyen siyasi tartışmaların, üniversitelerin ve ortaöğretimin geleceğini tehdit edecek aşamaya kadar tırmandığı anlatılan gerekçede, şöyle denildi:</p>
<p>&#8221;Özellikle de sınav sürecinin başladığı bu dönemde bile ortaya çıkan belirsizlik, bu siyasi tartışmanın tarafı olmayan öğrencilerde ciddi bir motivasyon kaybına neden olmaktadır. Elbette tamamen pedagojik esaslara göre sağlıklı bir yükseköğretime giriş sistemi oluşturulması temenni edilir. Ancak, bu aşamada yaşanan belirsizliği bir kanun güvencesi ile çözüme bağlamak bakımından, ortaöğretim programları arasındaki katsayı farkının tamamen kaldırılmasında yarar bulunmaktadır.&#8221;</p>
<p>Yükseköğretim Kanunu&#8217;nun, &#8221;Yükseköğretime giriş&#8221; başlıklı maddesinin, eğitimde fırsat eşitliğiyle örtüşmeyen uygulamalara hukuki zemin hazırladığı belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8221;Bu hüküm, farklı ortaöğretim programlarından mezun olan öğrenciler arasında ayrıma sebep olmakta ve meslek liselerinin mezunlarının yükseköğretime geçişi sırasında ortaöğretim başarı puanlarının diğer liselere göre daha düşük katsayı ile değerlendirilmesine yol açmaktadır. Yüksek Öğretim Kanunu&#8217;nun 45. maddesinin (a) bendinin 3. paragrafının kaldırılması ve bu paragrafın yerine eşitliği sağlayacak yeni bir cümle eklenmesi ile yıllardır süren tartışmalar sona erecek ve üniversiteye girişte hangi liseden gelirse gelsin, bütün öğrenciler eşit bir yaklaşımla değerlendirilecek, girecekleri giriş sınavlarından alacakları puanlara ortaöğretim başarı puanları eşit olarak yansıtılacaktır.&#8221;</p>
<p>VURAL&#8217;DAN DANIŞTAY&#8217;A: YETER ARTIK</p>
<p>Vural, Parlamentoda, &#8221;Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu&#8221; üyeleriyle basın toplantısı düzenledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, &#8221;Üniversiteyi bitirene her zaman iş diye bir şey yok&#8221; dediğini ifade eden Vural, Başbakan&#8217;a göre, dertlerini anlatan, ekmeğini arayan insanların &#8221;uç ve marjinal&#8221; olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8221;Sayın Başbakana soruyorum; dünyanın hangi ülkesinde 400 liraya öğretmen çalıştırılıyor? Dünyanın hangi ülkesinde öğretmen polis oluyor?&#8221; diyen Vural, basın toplantısına gelenlerin öğretmen olduğunu, ancak, kamyonculuk, garsonluk yaptığını kaydetti.</p>
<p>&#8221;Bunları duymuyorsun da neyi duyuyorsun, bunları görmüyorsun da neyi görüyorsun. Sayın Başbakan bunlar öğretmen oldu da sen garsonluğa, kamyonculuğa mahkum ettin&#8221; diyen Vural, öğretmenleri KPSS gibi bir sınavla yarışmaya sokmanın doğru olmadığını savundu.</p>
<p>Vural, Başbakan&#8217;ın bu sıkıntıları gidermek konusunda atması gereken adımların bulunduğunu dile getirerek, &#8221;Ama Sayın Başbakan kafasını kuma gömmüş hiçbir şey görmüyor. Hiddet, şiddet, öfkeyle sağa sola saldırmaktan başka bir şey yapmıyor. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız&#8221; diye konuştu.</p>
<p>DANIŞTAYIN KATSAYI KARARI-</p>
<p>Katsayı uygulamasıyla ilgili Hükümetin her şeyi karıştırdığını ileri süren Vural, öğrencilerin sınavın ne zaman ve nasıl olacağını bilemediğini söyledi.</p>
<p>Vural, Hükümetin işi yüzüne gözüne bulaştırdığını iddia ederek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;MHP olarak katsayı uygulaması konusundaki eleştirilerimizi, bununla ilgili düzenleme yapılması gerektiğini hep ifade ettik. Açıkçası ortaöğretimden üniversiteye ve iş hayatına yönelik sağlıklı bir iş bölümünün yapılması elbette gerekmektedir. Bugün artık katsayı uygulamasından dolayı çifte standardın uygulandığı ve insanlarımızın sınav olacak mı olmayacak mı sendromuna sokulduğu bir ülkede yaşıyoruz. O kadar meslek lisesi var ki&#8230;. Bu kadar karmaşık sistem. Üniversiteye girişle ilgili sistematik bozulmuş durumda. MHP olarak, kanun teklifimizi hazırladık. &#8216;Ortaöğretim veya lise başarı puanına uygulanacak katsayı veya ek puanın hesabında kullanılacak yöntem, ortaöğretimin niteliğine bakılmaksızın eşit olarak uygulanır&#8217; diye kanun teklifimizi hazırladık. Size çözüm buyurun. Katsayı uygulanmasında net bir çözümü ortaya koymak gerekir. Bunu yapalım bitirelim. Hükümetin bu konuda sağlıklı bir düzenleme yapması gerekiyor. Eğitimi bilmiyorsanız, gelin sizi eğitelim.&#8221;</p>
<p>-&#8221;YETER ARTIK&#8221;-</p>
<p>Danıştayın kararını &#8221;kabul edilemez&#8221; olarak bulan Vural,&#8221;Yeter artık&#8221; dedi.</p>
<p>Bu konularla ilgili yapılması gereken yasal bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Vural, meslek okulları ile liseler arasındaki dengelerin tamamen bozulduğunu söyledi. Vural, &#8221;MHP olarak başarı puanının dışında başka bir katsayıyla çarpılmanın yapılmamasına ilişkin bir kanuni düzenleme öngörüyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Bu işin siyasileştirilmemesi gerektiğini, önerdikleri düzenlemenin bugünkü sorunu çözmeye yönelik olduğunu vurgulayan Vural, &#8221;Bunun dışındaki önlemleri de değerlendiririz. Sınav başvurularına 3 gün kaldı. Bütün aileler sıkıntıda. Meclisin bu konuya el atması gerekiyor. Yapmamız gereken kanunda kamusal tercihle ilgili değerlendirmeyi yeniden düzenlemektir. Gelin beraber çözelim&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>-&#8221;NİMET ÇUBUKÇU SADECE RÖPORTAJ YAPIYOR&#8221;-</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;yu da eleştiren Vural, &#8221;Milli Eğitim Bakanı, sadece bakıyor. Milli eğitimle ilgilenmiyor. Sağda solda bir takım insanlara mesaj vermekten, röportaj yapmaktan başka bir şey yapmıyor. Ya andımızla ya kimliğimizle uğraşıyor. Eğitimle uğraşmıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Platform üyesi Şafak Bay ise sisteminin kendini kanser ettiğini, KPSS sınavlarına hazırlanırken kansere yakalandığını ileri sürdü. Bay, &#8221;Öğretmen olmadan ölürsem gözlerim açık gidecek&#8221; dedi.</p>
<p>Basın toplantısında söz alan diğer platform üyeleri de Şubat ayında yapılması gereken öğretmen atamalarının Haziran ayına ertelenmesini eleştirdiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhpden-katsayi-sorununu-cozme-teklifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meclis Genel Kurulu&#8217;na MHP baskını</title>
		<link>http://www.partiparti.com/meclis-genel-kuruluna-mhp-baskini.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/meclis-genel-kuruluna-mhp-baskini.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 00:13:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3132</guid>
		<description><![CDATA[Bahçeli&#8217;nin korumaları baskına kalkıştı.Meclis Genel Kurulu&#8217;nda yaşanan kavgadan sonra MHP lideri Bahçeli&#8217;nin korumaları milletvekili olmayanların giremediği alana girmek isteyince kıyamet koptu. Yasağı delmeye kalkan korumalar &#8220;gözü karalıklarını&#8221; şöyle ifade etti&#8230;
MHP&#8217;nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında &#8220;Çalışma hayatında yaşanan anlaşmazlıklar karşısında ve ortaya çıkan sosyo ekonomik duruma rağmen sorumlulukları yerine getiremediği&#8221; gerekçesiyle verilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bahçeli&#8217;nin korumaları baskına kalkıştı.Meclis Genel Kurulu&#8217;nda yaşanan kavgadan sonra MHP lideri Bahçeli&#8217;nin korumaları milletvekili olmayanların giremediği alana girmek isteyince kıyamet koptu. Yasağı delmeye kalkan korumalar &#8220;gözü karalıklarını&#8221; şöyle ifade etti&#8230;<span id="more-3132"></span><br />
MHP&#8217;nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında &#8220;Çalışma hayatında yaşanan anlaşmazlıklar karşısında ve ortaya çıkan sosyo ekonomik duruma rağmen sorumlulukları yerine getiremediği&#8221; gerekçesiyle verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmeler yapılırken yaşanan tartışmalar ve gergin oturumun ardından genel kurula MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#8217;nin korumalarının girmek istemesi ortamı gerdi.</p>
<p><strong>&#8220;Salona gireriz cezamızı çekeriz&#8221;</strong></p>
<p>Cafesiyaset&#8217;in haberine göre, Meclis genel Kurulu içerisinde hararetli tartışmaların yoğunlaştığı bir anda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli&#8217;nin korumaları salona girmek istedi. Görüşmelerin olduğu anda kendilerine yasak olan bir bölgeye girmek istemelerinin mümkün olmadığı söylenen korumalar &#8220;İçeri gireriz cezamızı çekeriz&#8221; restini çekerek ortamın gerilmesine ve tartışmaların büyümesine neden oldular.</p>
<p>Dışarıda korumalar ile salona girip girememe kavgası yaşanırken, Genel Kurul Salonu&#8217;nda da tartışmalar iyice alevlendi. Meclis Genel Kurulu&#8217;nda bulunan Devlet Bahçeli&#8217;nin korumalarının içeriye girmek için çıkarttıkları kavga ve gergin ortam sonrasında AK Parti Bursa Milletvekili Ali Koyuncu sinir krizi geçirdi. Ali Koyuncu&#8217;ya sağlık ekipleri gelerek müdahale etti.</p>
<p><strong>Salona milletvekilleri dışında sadece stenograflar girebiliyor</strong></p>
<p>Meclis Genel Kurulu&#8217;nun oturma bölümüne seçilmiş milletvekillerinin dışında ancak görevli olan stenografların girebiliyor. MHP lideri Bahçeli&#8217;nin korumalarının müdahalenin ise milletin iradesine büyük hakaret sayıldığı belirtildi.</p>
<p><strong>Muhalefet kulisinin önüne resmi polisli önlem</strong></p>
<p>Bahçeli&#8217;nin korumalarının Genel Kurul&#8217;a girmek istemesi üzerine TBMM&#8217;deki görevli polislerden destek istendi kapıdaki koruma sayısı artırıldı.</p>
<p><strong>Salondaki kavgada Meclis idare amirinin gözüne yumruk</strong></p>
<p>Bu arada genel kurulda yaşanan gerginliklerin önüne geçmek ve kavgayı ayırmak isteyen Meclis İdare Amiri Konya Milletvekil Orhan Erdem&#8217;in gözüne yumruk geldi. Kavga anında gözüne gelen yumrukla Erdem&#8217;in gözlüğünün kırıldığı öğrenildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/meclis-genel-kuruluna-mhp-baskini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP grup toplantısı</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhp-grup-toplantisi.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhp-grup-toplantisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 10:52:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3122</guid>
		<description><![CDATA[MHP Lideri Bahçeli, grupta Başbakan&#8217;ın ruh ikizi benzetmelerine cevap verdi. Bahçeli ikizliğe kimleri kabul edeceğini açıkladı. Ak Parti&#8217;nin ekonomi ve açılım politikalarını eleştiren Bahçeli 7K&#8217;lı tahribat zincirini anlattı.
Bahçeli&#8217;nin gruptaki konuşması şöyle:
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Basınımızın Değerli Temsilcileri,Hepinizi en iyi dileklerimle selamlıyorum.
Milletimiz çok büyük ve derin sorunların içinde kıvranmakta, toplumsal yapımızın doğal ve kontrol edilebilir sorun çözme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP Lideri Bahçeli, grupta Başbakan&#8217;ın ruh ikizi benzetmelerine cevap verdi. Bahçeli ikizliğe kimleri kabul edeceğini açıkladı. Ak Parti&#8217;nin ekonomi ve açılım politikalarını eleştiren Bahçeli 7K&#8217;lı tahribat zincirini anlattı.<span id="more-3122"></span></p>
<p><strong>Bahçeli&#8217;nin gruptaki konuşması şöyle:</strong></p>
<p>Değerli Milletvekili Arkadaşlarım, Basınımızın Değerli Temsilcileri,Hepinizi en iyi dileklerimle selamlıyorum.</p>
<p>Milletimiz çok büyük ve derin sorunların içinde kıvranmakta, toplumsal yapımızın doğal ve kontrol edilebilir sorun çözme mekanizmaları uzunca bir süredir işlememektedir.</p>
<p>Bu aslında demokrasinin istikbalini, ekonominin istikrarını olumsuz etkileyen başlıca bir etkendir.</p>
<p>Türkiye’nin içine girdiği fasit daireden, huzursuzluk girdabından, hoşnutsuzluk yumağından AKP iktidarıyla çıkma şansı artık kalmamıştır.</p>
<p>Bu itibarla seçim şartlarının oluştuğunu değişik defalar gündeme getirdik.</p>
<p>“Alıştırılmış yoksullukla, sıradanlaştırılmış işsizlik” arasında sürekli yer değiştiren aziz vatandaşlarımızın içler acısı görünümü, AKP iktidarıyla hafifletilmeyecek kadar vahim bir boyuta ulaşmıştır.</p>
<p>Her şeyden önce, demokrasinin toplumsal yapıda sağlıklı ve rasyonel bir şekilde zemin bulması, bir facia haline gelen yoksulluk ve işsizlik meselelerinin çözümünde motive edici bir faktör olacaktır.</p>
<p>Biliyoruz ki çağımızın standartlarında ekonomisi gelişmiş, ancak demokrasisi geri ya da ekonomisi gelişmemiş demokrasisi ileri bir ülkenin varlığına henüz şahit olunmamıştır.</p>
<p>Yine de demokrasinin ilkelerine tutarlı ve kararlı bir şekilde sahip çıkılması, toplumsal huzur ve ekonomik ilişkilerdeki güven açısından olumlu bir hava yaratacaktır.</p>
<p>Ekonomiyi yalnızca rakamsal veri yığını olarak gören, bu yığın içindeki kıpırdanma ve değişimleri umut olarak sunan Başbakan Erdoğan ve hükümetinin bu söylediklerimizi anlaması elbette mümkün değildir.</p>
<p>Ekonomiyi, insan ihtiyaçlarının sınırsızlığıyla ve kaynakların kıtlığıyla izah eden zihin örgüsünün AKP iktidarında fazlasıyla yer bulduğu gelişmelerle daha iyi anlaşılmıştır.</p>
<p>Oysa ki Başbakan Erdoğan’ın kaynakların azlığı bahanesi; bir anlamda herkesin içinde bulunduğu kötü şartları kabul etmesine yönelik sinsi bir tezgâhtan başka bir anlamı yoktur.</p>
<p>Mademki, Başbakan Erdoğan’ın ısrarla ve belirli aralıklarla ifade ettiği gibi, imkânlarımız ya da kaynaklarımız yeterli değilse, o halde bunun herkese eşit bir şekilde fatura edilmesi yerinde ve doğru olacaktır.</p>
<p>Ancak, bir tarafta işini yürüten yandaşlar, dünürler ve akrabalar vardır; diğer tarafta ise ağırlaşan sefalet şartları içinde yaşayan vatandaşlarımıza, ‘Ne yapalım imkânlarımız az’ diyerek eşitlikten yoksun, ahlaktan uzak ve insanlıktan bihaber bir şekilde yaklaşılmaktadır.</p>
<p>Bu aynı zamanda, imkânlar kısıtlı kalacağına göre; AKP olduğu sürece yoksulluluğun ilelebet devam edeceğinin Başbakan tarafından ilanıdır.</p>
<p>Milleti için kıt olduğu söylenen imkânlar nedense Başbakan Erdoğan ve arkadaşlarıyla birlikte ailelerine AKP’li olmanın tılsımı ile haram-helal demeden ardına kadar açılmıştır.</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ı iki kuşak içinde kayıkçılıktan gemi sahipliğine yükselten talih, vatandaşlarımızı ne yazıktır ki beş kuşaktır yoksulluktan kurtulmasını sağlayamamıştır.</p>
<p>Bu şaibeli ve kokuşmuş siyaset zihniyetinin, vatandaşın yanında ve yakınında, onlar gibi görünme ve onlardan biri olduğu yönündeki yalanları artık birer birer herkes tarafından fark edilmeye başlanmıştır.</p>
<p>Geçen yedi yılı aşkın zamanda bu hükümetle birlikte; ihalelerden geçinenlere, komisyonculukla ayakta duranlara, iş takibiyle servet edinenlere gün doğmuştur.</p>
<p>Nitekim değerli ve saygıdeğer hiçbir çalışma ilişkisinde bulunmadan, zenginliğe ve refaha ulaşmak için Başbakan’ın yanında ya da yakınında bulunmak yeterli olmuştur.</p>
<p>Bu kapsamda, Başbakan Erdoğan’ın Ocak ayı Ulusa Sesleniş konuşmasındaki bazı sözleri dikkatimizi çekmiştir.</p>
<p>Başbakan Erdoğan, bu konuşmasında dünle kavgasına ısrarla devam etmiş, gelecekten bir beklentisinin olmadığını ve bununla da ilgili yapacağı bir şeyin artık bulunmadığını açıkça göstermiştir.</p>
<p>Asgari ücretle geçinen kardeşlerimize yönelik olmak üzere; yedi yıl öncesinde, evlerine ne kadar yumurta, kaç kilo peynir, kaç kilo pirinç, yağ ve tereyağı girdiğini sorgulayan ve bugün düne göre bunlardan daha fazlasının alındığını iddia eden Başbakan Erdoğan’ın bu hastalıklı bakış açısını elbette en az ücretle çalışan insanımız değerlendirecektir.</p>
<p>Şunu söylemeliyim ki, yedi yıl öncesine göre iki yumurta daha fazla almak, ilave olarak yarım kilo daha peynir yemek, daha çok tereyağı almak bir refah ölçütü değildir ve asla da olmayacaktır.</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ın siyasetindeki sığlık ve açmaz böylesi bir zihni çelişkiden üremiştir.</p>
<p>Düne göre işsizlikte ve yoksullukta bir gerileme varsa, yatırımlar artmışsa, teknoloji yoğunluklu üretim yapan ekonomik yapı hayata geçmişse ve katma değer üretimi artmışsa gelişmeden ve kalkınmadan bahsetmek doğal olarak mümkündür.</p>
<p>Ne var ki, bunların hiçbirisi olmamış, düne nazaran insanımız bugün daha mutsuz, daha işsiz ve daha fakir bir hale gelmiştir.</p>
<p>Eğer Başbakan Erdoğan, kendi hayat şartlarını baz alarak ve buradaki gelişmelere göre bir değerlendirme yapıyor ve bunu da milletimizin hayat standardında bir artış olarak görüyorsa diyebileceğimiz bir şey olmayacaktır.</p>
<p>Bu yaklaşım, 21.yüzyılda nasıl bir zihniyetin Türkiye’yi yönettiğini açıklıkla göstermektedir.</p>
<p>Başbakan Erdoğan vatandaşımıza yedi yıl öncesine göre, bugün aldığı yumurtayı, yağı, peyniri sormaktadır.</p>
<p>Bizim de kendisine soracağımız sorularımız vardır ve milletimiz verilecek cevapları merakla ve acilen beklemektedir.</p>
<p>Yedi yıl öncesine göre, gemi alabilecek imkânınız bugün ne ölçüde artmıştır?</p>
<p>İktidara gelmeden önce takalara, kayıklara, teknelere ilgi gösterenler, bugün nasıl olurda şileplere sahip olmuşlardır ve bu kirli paranın kaynağı nereden sağlanmaktadır?</p>
<p>Bugün düne göre, banka hesaplarınızdaki sıfırlar ne yönde değişmiştir?</p>
<p>Şayet vatandaşımızın daha çok yumurta alması bir gelişme olarak görülüyorsa, o halde birden bire yolsuzluk şantiyesiyle inşa edilen yumurta üreten, mısır kaynatan, gemi yüzdüren, enerji hattı çeken, kıtalar arası petrol indiren işletmelerin artması nasıl izah edilecektir?</p>
<p>Dünün mağdurları, devletin imkânlarını kullanarak bugünün zenginleri olmuş; çalışmadan, sırf yakın ve yandaş olmaktan kaynaklanan ilişkilerle servetlerine servet katmışlardır.</p>
<p>Bu adaletsiz ve inançlarımızla bağdaşmayan istismar ve aldatma serüveni toplumda büyük bir infiale yol açmış, yoksul bırakılmış ve işsiz kalmış kardeşlerimizin haklı olarak tepkisini çekmiştir.</p>
<p>Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını savunarak iktidara gelenlerin yedi yılda ulaştığı sonuç budur.</p>
<p>Mazlumların, yoksulların sesi olacağı iddiasıyla yönetime talip olanların eriştikleri nokta budur.</p>
<p>Hakkaniyeti, adaleti ve helal kazancı bayrak yapan ve milletimizin aklını çelerek yedi yıldır saltanat sürenlerin hali bunlardan ibarettir.</p>
<p>Elbette ekonomik sorunların kronikleştiği ve yoğunlaştığı dönemler, değişik arayışların hızlanmasına ve taleplerin farklılaşmasına da neden olmaktadır.</p>
<p>Bu aşamada demokrasinin istikrarını ve devamlılığını muhafaza etmek normal ve olağan zamanlara göre daha zor ve daha meşakkatlidir.</p>
<p>Demokrasinin erdemlerinden bahseden iktidar partisinin, mutlaka ve öncelikle demokratik bilinci yaşatmak konusunda sorumlu hareket etmesi ve bu bilinci yıpratacak eşitsiz ve yozlaşmış uygulamalardan ısrarla kaçınması gerekmektedir.</p>
<p>Ancak yedi yılı aşan bir süredir hükümet etme görevini taşıyan AKP zihniyetinin ilkel bir taraftarlık duygusunu her alana yaygınlaştırdığı ve yerleştirdiği de bir gerçektir.</p>
<p>Ve bu iktidardan demokratik yollardan kurtulmak artık hepimiz için milli bir vazife haline gelmiştir ve Milliyetçi Hareket bu kutlu vazifeye her anlamda hazırdır.</p>
<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta bakkallıkla uğraşan esnaflarımızla ilgili sözleri hepimizi rahatsız etmiş, bu zihniyetin esnaf kardeşlerimize nasıl baktığını da açıklıkla gözler önüne sermiştir.</p>
<p>Toplumsal ilişkiler içerisinde düzenleyici bir rolü bulunan bakkallarımızın tasfiye hazırlıklarının Başbakan tarafından ilanı, bu iş kolunun büyük marketlerin insafına ve merhametine teslim edileceğini göstermektedir.</p>
<p>Mahalle aralarında sosyalleşmenin, ekonomik ilişkilerin merkezi olan bakkalların devrinin bitmesi doğru olmadığı gibi mümkün de değildir.</p>
<p>Artık AKP iyice niyetini bozmuş ve kontrolünü kaybetmiş bir halde bakkallarla uğraşmakta, kasaplara göz dikmekte, manavları ala aşağı etmenin sinsi planlarını yapmaktadır.</p>
<p>Büyük iş merkezlerinin tezgâhladığı lobilerin etkisiyle, savunmasız bir duruma mahkûm edilen esnafımızla uğraşmak, kepenklerini kapatmaya zorlamak ve onları birleşmeler yoluyla tasfiye etmek insaflı ve adaletli bir yaklaşım olmayacaktır.</p>
<p>Değişik zamanlarda, kenar mahallerdeki yoksul vatandaşlarımızın evlerine kameralar eşliğinde giden Başbakan Erdoğan’ın, eğer gerçekten samimiyse buralardaki esnaflarımızın ekmeklerine el uzatmaması, çocuklarının rızıklarına engel olmaması en acil beklentimiz haline gelmiştir.</p>
<p>Değerli Milletvekilleri,</p>
<p>Konuşmamın bu bölümünde, Türkiye ekonomisinde ve toplumsal hayatın işleyişinde çok önemli görevler üstlenen ‘Küçük ve Orta Büyüklüğe’ sahip işletmelerimizin sorunlarıyla ilgili tespitlerimizi ve sorunlarının çözümüne yönelik tekliflerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>KOBİ’lerimizin ekonomik, sosyal olarak önem kazanması, bir bakıma geçirdikleri nitelik değişimleriyle doğrudan alakalıdır.</p>
<p>Türkiye’nin ekonomik gelişmesinde de özellikle Anadolu’nun bağrında ortaya çıkan ve birbiri ardına faaliyet göstermeye başlayan KOBİ’lerin ciddi katkısı olmuştur. Bu işletmeler ihracat ve üretimde önemli başarılar elde etmişlerdir.</p>
<p>Bugünkü şartlarda, küçük işletmeler denilince; başarısızlığından dolayı geri kalmış, küçük ölçeğe sıkışmış, ekonominin kamburu haline gelmiş ve sürekli olarak yardıma ihtiyacı olan bir yapı akıllara gelmemelidir.</p>
<p>Tam tersine, özellikle çağımızın küçük işletmeleri sahip oldukları esnekleriyle dinamik, değişen şartlara hızla uyabilen, talep boşluklarını zamanında yakalayan ve fırsatları değerlendirebilme kabiliyeti olan ekonomik aktörlerdir.</p>
<p>Doğaldır ki, her şeyin sürekli ve tempolu bir şekilde değiştiği ve hatta bu değişimin bir aşamadan sonra mecburi olduğu ekonomik ve sosyal alanda, KOBİ’lerin bu değişimden uzak durması ve etkilenmemesi mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Şiddeti her geçen gün artan küresel rekabetle birlikte, büyük şirketlerin zarar eden yapıları, küçülmenin ve büyümeyi yavaşlatmanın daha iyi olabileceği, değişimin temel dinamiğinin buradan geçtiği konusundaki fikirleri yaygınlaştırmıştır.</p>
<p>Gerçekten de farklılaşan ve sürekli değişen ihtiyaçlar ve istekler, esnek ve dinamik bir üretim işleyişini gerekli kılmaktadır.</p>
<p>Bu da üretim ölçeği küçültülmüş, yönetim ve denetim işlevleri etkinleştirilmiş, piyasaya uyum özellikleri artırılmış küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle mümkün olabilecektir.</p>
<p>KOBİ’lerin üzerinde durulması gereken özellikleri arasında;</p>
<p>Teknik yeniliklere daha yatkın ve tüketici tercihlerine daha esnek karakterleri,</p>
<p>Konjonktürel dalgalanmalara uymadaki üstünlükleri,</p>
<p>Üretimdeki boşlukları daha hızlı doldurmaya yatkınlıkları,</p>
<p>Büyük şirketlere yönelik olumlu etkileri ve bölgeler arası dengeli büyümeye tesirleri,</p>
<p>Ve istihdam artışına yaptıkları katkılar yer almaktadır.</p>
<p>Ne var ki, KOBİ’lerin destek ve ilgiden mahrum bırakılması, sorunlarına yönelik duyarsızlıklar, rekabetin acımasız yüzü bu alanda faaliyet gösteren işletmeleri zor durumda bırakmıştır.</p>
<p>KOBİ’ler, küreselleşme ve bölgeselleşme eğilimi ile birlikte artan rekabet ortamından önemli ölçüde etkilenmişler ve bu durum KOBİ&#8217;lerin içine düştükleri sorunlarının çözümünü daha acil hale getirmiştir.</p>
<p>Ülkemizde küçük ve orta büyüklükte işletmelerin sorunları denilince ilk akla gelen finansman sıkıntılarıdır. Bunun aşılabilmesi için düşük faizli kredilere, vergi indirimlerine, satış garantisi gibi önlemlere ihtiyaç sürekli artmaktadır.</p>
<p>Geldiğimiz bu aşamada, faizlerin düşüklüğünden bahseden Başbakan Erdoğan’ın, KOBİ’lerimizin neden yeterli düzeyde ve istenilen ölçüde kredi kullanamadığını bir an önce açıklaması gerekmektedir.</p>
<p>AKP hükümeti tarafından zaman zaman kamuoyuna açıklanan ve kara bir propaganda malzemesi yapılan KOBİ’lere dönük kredi uygulamaları, bugüne kadar küçük bir alanda toplanmış ve çok az sayıdaki işletmenin yararlanmasına neden olmuştur.</p>
<p>Ekonomik krizin ağırlaştığı şartlarda, bankacılık kesiminin sermaye yeterliliğiyle övünen Başbakan Erdoğan nedense, sıra KOBİ’lere kredi verilmesine geldiğinde şartları ağırlaştırmakta, yararlanacak işletmelerin azalmasına sessiz kalmaktadır.</p>
<p>Nitekim 2003 yılından içinde bulunduğumuz yılın Ocak ayının ilk haftasına kadar; yaklaşık 104 bin 332 KOBİ finansman destek kredilerinden yararlanmıştır. Bu süre zarfında, 6 milyon 508 bin Türk lirası kredi olarak kullanılmış, bu miktarın ise sadece yüzde 7’si KOSGEB tarafından karşılanmıştır.</p>
<p>Ancak hali hazırda, ülkemizde iki milyona yakın KOBİ faaliyet göstermektedir. Bu açıdan AKP hükümetinin KOBİ’lerin yüzde 5’ine ulaşabilmiş olması tam bir kara mizah örneğidir ve KOBİ’lerin ihmal edildiğinin açık bir kanıtıdır.</p>
<p>Merakımız, Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde dile getirdiği, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerimizin mali yapılarının güçlendirilmesi için 2010 yılı bütçesine konulan 209 milyon lira ödeneği nasıl ve ne şekilde kullanacağıdır. Ve bunun nasıl bir sonuç doğuracağıdır.</p>
<p>Parti olarak bu sözleri yakından takip edip gerekli gördüğümüz hususları milletimizle açıklıkla paylaşacağımızdan herkes emin olmalıdır.</p>
<p>Muhterem Milletvekili Arkadaşlarım,</p>
<p>Ülkemizde, KOBİ’lerin varlığı ve sürekliliği çok önem arz etmektedir ve bunun için sağlıklı bir KOBİ politikasına çok ihtiyaç vardır.</p>
<p>Türkiye ekonomisinde ve sosyal yapının işleyişinde vazgeçilmez bir yere sahip olan KOBİ&#8217;ler, tüm işletmelerin yaklaşık yüzde 99&#8242;unu oluşturmaktadır.</p>
<p>KOBİ&#8217;lerin istihdamdaki payları yüzde 76,7 ve toplam üretimdeki payları ise yüzde 38 düzeyindedir. İhracatın yüzde 9&#8242;u da KOBİ&#8217;ler tarafından gerçekleştirilmektedir.</p>
<p>Toplam ihracat ve ithalatın dağılımına baktığımızda büyük ölçüde teknoloji yoğun ve katma değeri yüksek mallar ithal ettiğimizi ve emek yoğun malları ihraç ettiğimizi görmek mümkündür.</p>
<p>Türk dış ticaretinde en önemli ihraç ürünü olan tekstil ve konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların büyük bir kısmı küçük ve orta ölçekli atölye tarzı çalışan işletmelerdir.</p>
<p>Özellikle sanayileşme ve teknoloji seviyeleri yüksek Avrupa ülkeleri ile rekabet KOBİ’lerin maliyetleri düşürmelerini ve ileri teknoloji ile kaliteli üretim yapmalarını zorunlu hale getirmiştir.</p>
<p>Son yıllarda maliyet avantajları arasında en önemlilerinden olan ucuz işgücü ve hammadde avantajını kaybeden KOBİ’ler artan rekabete uyum sağlamak için yeni teknoloji yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bu ise yeni kaynakların sağlanmasını zorunlu hale getirmektedir.</p>
<p>Yoğunlaşan iç ve dış rekabet şartlarında işletmelerin belirlenecek politikalar eşliğinde; KOBİ’lerin küçük ölçekten orta ölçeğe, orta ölçekten büyük ölçeğe geçmeleri sağlanmalıdır.</p>
<p>Büyüme tek tek işletmeler için en önemli başarı ölçütü, başta gelen amaçtır. Bunun aksini düşünmemiz söz konusu değildir.</p>
<p>Kaldı ki, bu amacın gerçekleştirilmesi için işletmelerin performanslarının artırılması Türkiye ekonomisinin gelişmesini de olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p>Dün olduğu gibi bugünde; Türk sanayisinin, ancak esnek teknoloji ve üretim sistemlerine geçecek bir yaklaşımla; Küçük ve Orta Ölçekli Sanayilerin, büyük sanayiler ile entegrasyonu sağlanıp, sağlıklı ana sanayi-yan sanayi ilişkilerinin kurularak dinamik bir hüviyet kazanabileceğine inanıyoruz.</p>
<p>KOBİ&#8217;ler için her türlü destek aracına sahip bir ortamın, sağlıklı bir sanayi yapısı ve güçlü bir ekonomiye ulaşmada bir başlangıç noktası oluşturacağından asla şüphemiz yoktur.</p>
<p>Parti olarak değişime ve gelişime uyum sağlayabilen, girişimcilik kapasitesi yüksek, uluslararası rekabet gücüne sahip, profesyonelleşmiş, kurumsal yönetim anlayışını benimsemiş KOBİ’lerin, ekonomimizin temel dinamiğini oluşturacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Türkiye ekonomisinin ayağa kalkması ve içine girdiği krizden çıkabilmesi için KOBİ’lere yönelik olarak yapılması gerekenleri şu başlıklar halinde ifade etmemiz mümkündür:</p>
<p>1.KOBİ’lerde istihdamı geliştirici bir teşvik sistemi benimsenmelidir.</p>
<p>2.KOBİ’ye yönelik özel bir bürokrasi sistemi kurulmalı, her türlü işlem basitleştirilmelidir.</p>
<p>3.Yenilikçi gelişmeler hızla KOBİ sistemine aktarılmalıdır.</p>
<p>4.KOBİ’ler için kolay erişebilir finans sistemi tasarlanmalı, Halk Bankası’nın bu alanda daha yoğun ve çeşitli faaliyet vermesi sağlanmalıdır.</p>
<p>5.KOBİ’lerin iç pazarla bütünleşmeleri için devlet ve sivil toplum gerekli sorumluluğu üstlenmelidir.</p>
<p>6.Bilgi ve teknoloji tabanlı yenilikçi KOBİ’lerin katma değeri yüksek mal ve hizmet üretmeleri desteklenmeli, Ar-Ge yatırımı yapmaları ve araştırmacı istihdam etmeleri özendirilmelidir.</p>
<p>7.KOBİ’lere yönelik olarak kurulan Gelişen İşletmeler Piyasası’nın etkin olarak çalışması sağlanmalı, kredi garanti fonu sisteminin kaynakları artırılmalıdır.</p>
<p>Orta sınıfın güçlenmesinden istihdam imkânlarının çoğaltılmasına kadar; uluslararası rekabetle başa çıkmaktan, üretimin artırılmasına kadar çok önemli işlevi olacak KOBİ’lerin desteklenmesi kaçınılmaz bir hal almıştır.</p>
<p>AKP hükümetinin bu konuya bir an önce eğilmesini ve gündemine almasını bekliyoruz.</p>
<p>Aksi takdirde, Milliyetçi Hareket’in iktidarında, KOBİ’ler hak ettikleri itibar ve değere mutlaka kavuşacaklardır.</p>
<p>Değerli Milletvekilleri,</p>
<p>Bugün Türkiye’de yaşananlar önümüzdeki dönemin çok daha zor ve sıkıntılı geçeceğinin işaretlerini vermektedir.</p>
<p>Türkiye’nin ve Türk milletinin içinde bulunduğu ortam son derece vahimdir ve endişe vericidir.</p>
<p>Hükümet ülkenin temel sorunlarını çözme iradesini kaybetmiş, yorulmuş ve süreçlere teslim olmuştur.</p>
<p>Devlet kurumları arasında olması gereken ahenk kaybolmuş, huzursuzluk ve uyumsuzluk had safhaya ulaşmıştır.</p>
<p>Milletimizi parçalara ayırarak yeni azınlıklar yaratma çabaları hükümet eliyle hız kazanmıştır.</p>
<p>Yıkım projesini anayasaya yerleştirmek için nabız yoklama çalışmaları başlatılmıştır.</p>
<p>Kardeşliğimiz tehlikeye atılmış, mukaddesatı istismar edilmiş, ayrışma ve kutuplaşma tehlikesi baş göstermiş, birliği ve bütünlüğü tartışılır hale getirilmiştir.</p>
<p>Milletimiz hayatın her alanını kaplayan ağır bir yoksullukla ve işsizlikle karşı karşıyadır. Çaresizidir, sahipsizdir ve hükümetten ümidini kesmiştir.</p>
<p>İşçi, memur, doktor, eczacı, çiftçi, emekli, öğretmen, esnaf tedirgindir, huzursuzdur ve hak arama mücadelesi vermektedir.</p>
<p>Toplumsal doku bozulmaya yüz tutmuş, bizi bir arada tutan ahlaki değerler yıpranmıştır.</p>
<p>En aşağılık suçların işlendiği, cinayetlerin, saldırıların, tecavüzlerin ve tacizlerin toplum önünde gerçekleştiği bir ahlaki yıkım ve güvensizlik ortamı alabildiğine yaygınlaşmıştır.</p>
<p>Aile içi şiddet, geçimsizlik ve kötü muamelede görülen tırmanış toplumun temelini tahrip etmiş, sayıları 1600’ü aşan çocukların kayıp olduğu çok ağır bir sosyal travma hali görülmeye başlanmıştır.</p>
<p>Topluma büyük bir güvensizlik hali hakim olmuş, hukuku devre dışı bırakan, emniyet güçlerini yok sayan ve en ufak bir gerilim karşısında ilkel bir hak arama ve hesaplaşma eğilimi zirveye yükselmiştir.</p>
<p>Uluslararası ilişkilerde teslimiyetle atılan adımlar baskı ve dayatma olarak geri dönmüş, çözüm adı altında verilen tavizler hükümeti tam bir çözümsüzlüğe kilitlemiştir.</p>
<p>Ülkemizin genel profilini çizmeye çalıştığımız bu tablonun maalesef eksiği vardır, fazlası yoktur.</p>
<p>Karşımızdaki Türkiye gerçeği ve AKP tahribatının sonucu budur, bunlardan ibarettir.</p>
<p>Bildiğiniz gibi biz bu gelişmeler karşısında;</p>
<p>Türkiye’nin bu rezaletleri ve sonucu asla hak etmediğini,</p>
<p>AKP zihniyetinin yedi yılı aşan uzunca süreyi toplumu oyalamakla geçirdiğini,</p>
<p>Yıkımın bütün kurumları kapsayacak kadar yaygın hale geldiğini,</p>
<p>Hükümetin gelecekten umudunu kesip geçmişi konuşmaya başladığını,</p>
<p>Yedi yıl boyunca yaptığı yanlışların ve saptığı tercihlerin Başbakanı ve hükümetini girdiği süreçlere mahkûm hale getirdiğini,</p>
<p>Ve Tek başına iktidar gücünü kullanamayan AKP kadrolarının artık iradesini kaybettiğini açıklamıştık.</p>
<p>Bu tabloya “Kriz, Kargaşa, Kaos, Korku, Kutuplaşma, Kavga, ve Karanlık” dan oluşan “7-K”lı tahribat zinciri adını vermiştik.</p>
<p>Ulaştığımız bu olumsuz tespitlere yönelik olarak geçmişte partimizi de süreçlere ortak etme arayışlarına; sözde işbirliği, istişare adı verilen oyunlara gelmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşmıştık.</p>
<p>Başbakanın son beyanlarından bu duruşumuzdan rahatsız olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Nitekim, partimizi ana muhalefet partisi ile ruh ikizi olmakla itham etmiş ve duruşumuzu adice bir suçlama ile “ırkçı ajitasyon” olarak tanımlamıştır.</p>
<p>Öncelikle şunu belirtmekte yarar vardır:</p>
<p>Milletimizi cahiliye dönemi kabile kültürünün temsilcisi olarak kimliklere parçalama arayışları bilinen bir ilkel zihniyetin,</p>
<p>Milletleşmeden ve onun tarihi ve sosyolojik anlamından haberi olmayan geri bir vizyon körlüğünün,</p>
<p>Milleti tesadüfen bir araya gelmiş aşiretler ittifakı zanneden yozlaşmış bir kafa yapısının,</p>
<p>Aradığı kimliği bir türlü bulamamış, hangi milletin temsilcisi olacağına karar verememiş bir kişilik bunalımının,</p>
<p>Milletimizi oluşturan kültürleri tekerleme halinde sayarak ve her gün yenilerini ekleyerek yapılan ayrımcı ve kışkırtıcı anlayışın,</p>
<p>PKK projelerini hayata geçirmek için çırpınan, çırpındıkça da batan proje sahiplerinin, bizim millet anlayışımızı anlamaları, bizim millet sevgimizi yorumlamaları, bizim millet varlığını korumak için göze alabileceklerimizi hesaba katmaları düşünülemez.</p>
<p>Milleti kavim zanneden Başbakan Erdoğan’ın ne kültürü, ne zihniyeti, ne de bünyesi buna yeterlidir.</p>
<p>Milliyetçi Hareketin kucaklayıcı millet anlayışını ağzına alması ise hakkı ve haddi değildir.</p>
<p>Üstelik adını bile söylemekten kaçındığı Türk milleti tanımını telaffuz etmesi de zaten bu zihniyetten beklenmemelidir.</p>
<p>Nitekim, PKK açılımını topluma anlatabilmek için yazılan 134 sayfalık kitapçığın hiçbir yerinde milletimizin tanımı olarak Türk kelimesinin geçmemesi girilen ırkçı ve ayrımcı çıkmazın son belgesidir.</p>
<p>Başbakanın girdiği yolun tam bir geri toplumsal form olduğunu algılayıp algılayamaması, asıl kendi yaptığının ırkçılık olduğunu idrak edip edememesi kendi bileceği iş ve tercihidir.</p>
<p>Ancak, milletimizi parçalayacak, çözecek, kutuplaştıracak bu anlayışa saygı göstermemiz, göz yummamız söz konusu bile değildir.</p>
<p>Bu hususta hiçbir kırılma yaşamadan sonuna kadar mücadele vereceğimizi, Başbakan Erdoğan’ın girdiği ve yandaşlarıyla beraber yürüdüğü yıkım yolunda asla olmayacağımızı huzurunuzda bir defa daha açıklamak istiyorum.</p>
<p>Bizi, ruh ikizi olmakla suçlaması konusuna gelince, söyleyeceklerimiz şunlardır:</p>
<p>Sayın Erdoğan da, sayın Baykal da milletimizin evlatlarıdır.</p>
<p>Mutlaka, tertemiz aileler içinde büyümüşler ve milletimizin bağrından siyaset hizmetine talip olmuşlardır. Hepsine saygı duyarız.</p>
<p>Fikirlerine katılmasak da, acımasızca eleştirsek de zaman zaman uyuştuğumuz zaman zaman ayrıldığımız görüşlerimiz olabilir.</p>
<p>Bu, aynı topraklar üzerinde yetişmiş, eğitilmiş ve donanmış olmanın da doğal sonucudur.</p>
<p>Bu itibarla, Başbakan Erdoğan’ın anlamı kendinden menkul bir benzetme ile bizi Sayın Baykal’la “ruh ikizi” olduğumuzu söylemiş olması kendi yorumudur. İzahı kendisini bağlar.</p>
<p>Ne var ki bu konuda ısrarlı olan Başbakan’a cevabımız şudur:</p>
<p>İllaki bir ikiz olma hali yakıştırılacak ise; Sayın Baykal’la ve Sayın Erdoğan ile “ruh ikizi” olmaya razı olabiliriz.</p>
<p>Ancak, bir başbakan olarak Türk düşmanlarının, İmralı Canisi’nin, Peşmerge Reislerinin, Müslüman katillerinin, küresel zalimlerin, İslam karşıtlarının, soykırım iddiacılarının, sömürgeci zihniyetlerin ruh ikizi olmaktan utanç duyarız.</p>
<p>Allah, böylesi çürümüşlüğün, bu rezaletlerin ve bu alçalmaların ikizlerinden de ve eş başkanlarından da, stratejik ortaklarından da ve onlarla kucaklaşan idarecilerden milletimizi korusun.</p>
<p>Değerli Milletvekilleri,</p>
<p>Sözde açılım adı altındaki “Yıkım Projesi”ni sağduyulu milletimize izahta çektiği sıkıntı AKP zihniyetinin çaresizce çırpınışlarından anlaşılmaktadır.</p>
<p>Başbakan Erdoğan, yayınladığı kitapçığın yanı sıra, AKP yöneticilerine, Belediye Başkanlarına, Kadın Kollarına, Devletin Valilerine, Emniyet Müdürlerine “PKK açılımı”nı anlatabilmenin, onları ikna edebilmenin zorluklarını yaşamaktadır.</p>
<p>Güzel şeyler olacak diyerek başladıkları yolculukta foyalar ortaya çıkmış, sürecin İmralı tarafından yönetildiği gerçeği herkes tarafından anlaşılmıştır.</p>
<p>Özellikle Habur’dan girişte yaşananlar AKP projelerinin kimin emellerine hizmet ettiğini ortaya koymuş, milletimiz perde gerisindeki alçaklıklara yakından şahit olmuştur.</p>
<p>Türkiye Başbakan Erdoğan’ın 20 Ekim tarihinde PKK karşılama törenleri için söylediği “Bu bir umuttur. Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.” sözlerini unutmamıştır.</p>
<p>Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Bütün gerçekler ve aktörler ortadadır. Başbakanın ve hükümetinin sancıları ve sıkıntıları bundandır.</p>
<p>Bunları unutturmak için gündemi değiştirecek, kafaları karıştıracak, zihinleri bulandıracak mekanizmaları harekete geçirmek peşindedir.</p>
<p>Bu konuda en büyük destekçisi ise hısım, akraba, menfaatçi gibi işbirlikçilerden oluşan güdümlü medya gücüdür.</p>
<p>Yıllardan beri, bütün olumsuzlukları milletimizin gözünden kaçıran,</p>
<p>Bire beş katarak hükümet riyakarlığına soyunan,</p>
<p>Türkiye’nin nasıl zenginleştiğini, demokratikleştiğini, nasıl yoksulluğun azaldığını, yolsuzluğun tükendiğini ballandıra ballandıra anlatan ekran ve sütunların giderek arttığı hepinizin malumudur.</p>
<p>Bu bile Başbakana yetmemekte, gece gündüz hükümet icraatlarına yer verecek kapı kulları olmalarını medya mensuplarından beklemektedir.</p>
<p>Bu itibarla geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın “gaz verdiklerini“ söyledikleri medyaya yönelik ithamlarının ahlaki karşılığı bulunmamaktadır.</p>
<p>Kendisini ikinci Atatürk olarak açıklayanlara, ikinci Fatih olarak ilan edenlere, kimsesizlerin kimi, sessizlerin sesi olarak tanımlayanlara suskun kalarak onaylayan Başbakan’ın, şimdi tahrik ettiği yandaş medyanın taleplerini gaz verme olarak yorumlaması içine düştüğü buhranın işaretidir.</p>
<p>Her şeye rağmen, yıllardan beri içte ve dışta bir sonuç almak ve tavize zorlamak için övgülerle, cesaret ödülleriyle, kutlama törenleriyle, alkışlarla ve cesaretlendirme denilen dayatmalarla pompalanarak benliği sürekli şişirilmiş birisi için bu geldiği aşama bile son derece sevindiricidir.</p>
<p>Dileğimiz, bu ruhiyat değişiminin devam etmesi, sırtı sıvazlanarak, arkasından tıpışlanarak gelinen uluslararası uçurumların kıyısından da tez zamanda dönmesidir.</p>
<p>Böylesi bir samimi hesaplaşma mutlaka Türkiye’nin de hayrına olacak, yedi yıl boyunca küresel alkışlar, şakşaklar ve tezahüratlar üzerinde geldiği çıkmaz yoldan dönme umudu doğacaktır.</p>
<p>Bu itibarla, şayet bir dil sürçmesi değilse Başbakan’ın eleştirdiği bu “gaz alma” konusu stratejik bir zihniyet dönüşümüne işaret edecektir.</p>
<p>Bu sözün arkasında duracak bir başbakan ise meşruiyetini ve memnuniyetini dışarıda aramaktan vaz geçecek, yalnızca milletine dayanmak ve onun kendisi hakkındaki kararlarına saygı duymak durumunda kalacaktır.</p>
<p>Bu hayırlı bir gelişmedir ve yedi yıldır söylediği en isabetli sözdür.</p>
<p>Ancak, özünün sonunda sarf ettiği basının artık daha özgür olduğuna yönelik iddiası ise tam bir aldatma ve pişkinlikten ibarettir.</p>
<p>Devletin resmi yayın kuruluşu da dahil olmak üzere çok sayıda medya organının doğrudan veya dolaylı olarak hükümetin güdümüne girdiği, yirmidört saat hükümetin papağanlığını yaptığı, yapmak istemeyenlerin ise baskılara maruz kaldığı bilinmektedir.</p>
<p>Böyle bir sansürcü ve dayatmacı haber ve yorum ortamında Başbakanın basın özgürlüğünden bahsetmesi de, medyanın yapılan iyi şeylere yer vermediğinden söz etmesi de tam bir iki yüzlülüktür.</p>
<p>Basının özgürleştiği iddialarında ise haklılık payı bulunması mümkündür.</p>
<p>AKP iktidarında,</p>
<p>Ecdadımızın alçakça suçlanmasında,</p>
<p>Soykırım avukatlığının yapılmasında,</p>
<p>Milli değerlerimizin aşağılanmasında,</p>
<p>İsyanlardan ve elebaşlarından övgüyle söz edilmesinde hükümetin başı çektiği tam bir özgürlük ortamı doğmuştur.</p>
<p>Özgürlükten kasıt, Türklüğe hakaretse, evet bugün medyanın daha özgür olduğu kesindir.</p>
<p>Özgürlükten maksat, Cumhuriyeti yıkma arayışları ise evet bugün basının daha özgür olduğu söylenebilir.</p>
<p>Özgürlükten anlaşılan, iktidara kapı kulu olup, iaşesini hükümete yüz sürerek sağlamaksa evet bugün medyanın daha özgür olduğu ortadadır.</p>
<p>Başbakanın özgür olduğunu söylediği işbirlikçi medyaya baktığınızda, yorumlarında, haberlerinde, ekranlarında ve sütunlarında;</p>
<p>Yolsuzluklar yoktur, yönetim tertemiz ve ahlaklıdır.</p>
<p>Bölünme tehlikesi yoktur, terörist yaptığından pişmandır, af dilemektedir.</p>
<p>Yoksulluk yoktur, herkes mutlu ve müreffeh bir hayat sürmektedir.</p>
<p>Partimizin çağrıları, uyarıları ve önerileri ise hiç yoktur.</p>
<p>Buna karşılık, partimize yönelik yalan, dolan, dalavere, manüplasyon, kara propaganda, iftira, çarpıtma, karalama, karatma, kötüleme vardır.</p>
<p>Zannedersiniz ki böyle bir siyasi hareket, böyle bir siyasal duruş, böyle bir siyasi parti Türkiye’de bulunmamaktadır.</p>
<p>Bu itibarla, ikbalini, iaşesini iktidara bağlamış, iradesini hükümete teslim etmiş, itibarını ise medya patronu, ekran yorumcusu, köşe yazarı gibi sıfatlarla ayaklar altına almış çürümüş bir zihniyetin alabildiğine özgür olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Eğer Başbakanın basın özgürlüğünden kasdı buysa doğrudur ve bu kendisinin eseridir. Ne kadar iftihar etse azdır.</p>
<p>Ve ne acıdır ki, insafını kaybetmiş ve riyakarlıktan vicdanı kararmış Başbakan zaman zaman bu desteğin azlığından bile şikayetçidir.</p>
<p>İşbirlikçi medyanın ise üç hilale, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olan Milliyetçi Harekete yönelik karartma çabalarının da nedeni budur.</p>
<p>Milletin sesi duyulmasın, birlik ve beraberlik mesajlarımız işitilmesin, tepkilerimiz ve eleştirilerimiz görülmesin istenmektedir.</p>
<p>Bugün Türkiye tam bir haberleşme kokuşması yaşamaktadır.</p>
<p>Son olarak yandaş medyayı da yeterli bulmayan başbakan, 30 Ocak 2010 tarihinde Resmi gazetede yayımlanan bir genelge ile Başbakanlık Başmüşavirliği sorumluluğunda Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ihdas etmiştir.</p>
<p>Konu ile ilgili olarak cevabını arayacağımız sorular şunlardır:</p>
<p>1.Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği uhdesinde bulunan “Devlet çapında psikolojik harekâtın planlanması, uygulamaların koordine ve kontrol edilmesi görevi” bir kanunla 2003 yılında neden iptal edilmiştir?</p>
<p>2. Kanunla belirlenmiş bu görev yedi yıl sonra neden bir Başbakanlık genelgesiyle Başbakanlık Başmüşavirine tekrar verilmiştir?</p>
<p>3. Darbe söylentileriyle ilişkilendirilen psikolojik harekât faaliyetlerinin “kamu diplomasisi“ adı arkasına gizlenerek yeniden ülke gündemine sokulmasının ve bu maksatla bir koordinatörlük oluşturulmasının gerçek nedenleri nelerdir?</p>
<p>4. Bu faaliyetlerin koordinatörü Başbakanlık Başmüşaviri olacağına göre Başbakan kaynaklı olarak yurt içine yönelik bir psikolojik harekât faaliyeti mi söz konusudur?</p>
<p>5. Başbakana doğrudan bağlı ve telefon dinleme faaliyetleri ile kuşkular uyandıran Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile bu koordinatörlüğün ortak çalışması düşünülmekte midir?</p>
<p>Bu birimin açıklanan görevler dışında hangi maksatlara hizmet edeceği konusunda ciddi kuşkularımız vardır ve her çalışmasını dikkatle izleyeceğimiz bilinmelidir.</p>
<p>Verilecek cevap ne olursa olsun, medya bize nasıl yaklaşırsa yaklaşsın, bunları aşmak durumundayız. Başka yolu ve çaresi kalmamıştır.</p>
<p>Ne engeller bizi yıldıracaktır, ne zorluklar ve tehditler bizi yolumuzdan alıkoyacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, vatandaşımızla arasına dikilmek istenen bütün bu duvarları mutlaka yıkacak ve namuslu medya mensuplarının cesareti ile ve gerekirse vasıtasız olarak milletimize kesinlikle ulaşacaktır.</p>
<p>Konuşmama son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyorum.</p>
<p>Haber7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhp-grup-toplantisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP, Devlet Bahçeli nefesi AKP&#8217;nin ensesinde</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhp-devlet-bahceli-nefesi-akpnin-ensesinde.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhp-devlet-bahceli-nefesi-akpnin-ensesinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 10:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Politika Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3076</guid>
		<description><![CDATA[MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, seçim sandığının geldiğini bu yüzden korkmaya gerek kalmadığını ve Bahçeli&#8217;nin nefesinin hükümetin ensesinde olduğunu belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, &#8221;hangi oyun oynanırsa oynansın, gündemi değiştirmek için ne yapılırsa yapılsın, artık sandığın geldiğini&#8221; savunarak, &#8221;Korkunun ecele faydası yok. Sayın Genel Başkanımızın nefesi ensende&#8221; dedi.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, ekonomik krizin bedelini çalışan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, seçim sandığının geldiğini bu yüzden korkmaya gerek kalmadığını ve Bahçeli&#8217;nin nefesinin hükümetin ensesinde olduğunu belirtti.<span id="more-3076"></span></p>
<p>MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, &#8221;hangi oyun oynanırsa oynansın, gündemi değiştirmek için ne yapılırsa yapılsın, artık sandığın geldiğini&#8221; savunarak, &#8221;Korkunun ecele faydası yok. Sayın Genel Başkanımızın nefesi ensende&#8221; dedi.</p>
<p>Vural, düzenlediği basın toplantısında, ekonomik krizin bedelini çalışan, emekli, esnaf, işçi ve gençlerin ödediğini, AK Parti&#8217;nin, çalışanların alın terini vermediğini söyledi.</p>
<p>Hükümetin, bu dönem içerisinde yan gelip yattığını savunan Vural, bugün çalışma hayatında barışın bulunmadığını ifade etti.</p>
<p>Hükümetin, vatandaşların sorunlarıyla ilgilenmek yerine, küresel sermayenin isteklerini gerçekleştirmek, dış politikadaki teslimiyetçiliğini örtmek amacıyla sanal gündemler oluşturduğunu öne süren Vural, &#8221;Bu kadar toplumundan, milletinden kopuk, bu kadar milletine şaşı bakan zihniyetin Türkiye&#8217;yi yönetmesi kadar utanç verici bir tablo yoktur&#8221; dedi.</p>
<p>Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, çalışan bütün kesimlere gözlerini kapattığını, kalbinin mühürlü olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletini temsil etmekten, hakkını korumaktan uzak olduğunu ileri sürerek, Erdoğan&#8217;ın, &#8221;ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler&#8221; anlayışının, Türkiye&#8217;deki temsilcisi konumuna geldiğini savundu.</p>
<p><strong>&#8221;O MAKAMDA OTURMASI BİLE ZULDÜR&#8221;</strong></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer&#8217;in, çalışandan, emekten yana tavır oluşturamadığını ve Dinçer&#8217;e güvenlerinin kalmadığını kaydetti.</p>
<p>Vural, Dinçer&#8217;in, çalışma hayatı ve emekle hiç ilgilenmediğini öne sürerek, çalışma barışını oluşturmak mümkün olmadığı için gensoru önergesi verdiklerini bildirdi. Vural, &#8221;Böyle bir tablo karşısında, böyle bir bakan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak, o makamda oturması bile zuldür. Kanunun sana verdiği görevleri ihmal ettin, savsakladın. Açılım, saçılımla ilgili hususlar peşinde koşan birisin&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hiçbir başbakanın, medyaya, TEKEL işçisine hakaret edemeyeceğini dile getiren Vural, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Yandaş medya muhalefetin yanındaymış&#8230; Elini vicdanına koy. Meteoroloji haberlerinde, spor haberlerinde varsın. Sabah, öğlen, ikindi, akşam, her konuda spikerden, muhabirden daha fazla konuşuyorsun, iş yapmıyorsun, konuşuyorsun. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Deniz bitti. Havuç ve sopayla medya üzerinde sürekli baskı oluşturuyorsun. 1-22 Ocak 2010 tarihleri arasında Erdoğan hakkında çıkan haber sayısı 8 bin 7, Devlet Bahçeli hakkında çıkan 656. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış, aynen bu&#8230; Medya, halkın bilgi edinme gücünü kullanmalı. Ama Başbakan&#8217;ın her ifadesini, manşetlere taşıyıp, AKP&#8217;nin politik pazarlaması yapılması, medyanın kendi bindiği dalı kesmesidir. Takımların transfer politikalarına kadar müdahale ediyorsun. Eğer bu kadar çok konuşmazsa, mızrağın çuvala sığmayacağı gözükecek. Onun için her söylediği, diğerini tekzip ediyor. Başbakan, sonra kalkıp, &#8216;yandaş medya muhalefetin yanında&#8217; diyebiliyor.&#8221;</p>
<p>Vural, Hükümetin, TEKEL işçilerine karşı tutumunu da eleştirerek, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç&#8217;ın, daha önce &#8221;TEKEL&#8217;in özelleştirilmesi hak gaspı olacaktır&#8221; dediğini, bunun &#8221;utanç&#8221; vesikası olduğunu savundu. Vural, gazetecilere bu konuşmaya ilişkin CD dağıtarak, &#8221;Utanır insan bunu görür ağlar, bir daha televizyona çıkmaz. Hangi yüzle gidiyorsun oraya&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8221;SANDIKLA GELDİN, SANDIKLA GİDECEKSİN&#8221;</strong></p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, partinin grup konuşmasında emeklilerin maaşlarını artırdıklarını açıklamasına rağmen emeklilerin, zamlı maaşı alamadığını anımsatan Vural, Erdoğan&#8217;ın daha sonra emeklilere kızdığını, suçladığını söyledi.</p>
<p>Vural, Erdoğan&#8217;a, &#8221;Emeklilerin, incir çekirdeğini bile doldurmayacak bu zamma bile nasıl muhtaç olduklarını biliyor musun, onun ızdırabını duyuyor musun?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Başbakan Erdoğan&#8217;a, &#8221;Sandıkla geldin, sandıkla gideceksin. Millet iradesiyle geldin, millete hizmet etmiyorsan gideceksin&#8221; diye seslenen Vural, &#8221;Sen bu millete hizmet etmedin, sen artık avucunu yalayacaksın. Seni hiçbir şey kurtaramayacak. Hangi oyunu oynarsanız oynayın, gündemi değiştirmek için ne yaparsanız yapın, artık sandık geldi. Korkunun ecele faydası yok. Sayın Genel Başkanımızın nefesi ensende. Yapıştın zamkla oraya, her türlü oyunu oynuyorsun&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>
<p><strong>&#8221;ASKER-SİVİL GERİLİMİ ÜZERİNDEN SİYASET&#8221;</strong></p>
<p>Vural, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptaline ilişkin soru üzerine, Hükümetin, asker-sivil gerilimi üzerinden siyaset üretmek için yasanın iptal edilmesine yönelik zemin hazırladığını öne sürdü.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün, bu kanunu onaylarken 8 Temmuz 2009&#8242;da, tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılmasının uygun olacağını söylediğini anımsatan Vural, &#8221;Yapılsaydı, belki bu yasa iptal edilmeyecekti, tartışma olmayacaktı. Tartışma olmayınca, Başbakan neye sarılacak, neden besleniyor, bunlardan. Cumhurbaşkanı ivedilikle düzenleme yapın diyor ama Hükümet yapmıyor. Belki bunun iptal edilmesini istiyordu. Amaç, bunun üzerinden siyasal rant oluşturmak&#8221; dedi.</p>
<p>Vural, Başbakan&#8217;ın, iğneyi kendisine batırmadığı gibi millete sürekli çuvaldız batırdığını savunarak, &#8221;Sanki bulunmaz Hint kumaşı. Hukuk dışı bir eylem varsa, üzerine gitmezsen namertsin. Görevini yapmamışsın. Başbakan &#8216;duyduk ama gerilimden yana olmadık&#8217; diyor. Şimdi niye yanasın? Şimdi belki bunları kendisi mi verdi bilmiyorum? Sağda solda bir sürü plan var, Erdoğan 7 yıldan beri iktidarda&#8221; diye konuştu.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhp-devlet-bahceli-nefesi-akpnin-ensesinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manisa CHP MHP&#8217;yi suçluyor</title>
		<link>http://www.partiparti.com/manisa-chp-mhpyi-sucluyor.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/manisa-chp-mhpyi-sucluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 16:53:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Chp]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3066</guid>
		<description><![CDATA[CHP Manisa Merkez İlçe Başkanı Hamza Kopal, MHP&#8217;li Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün&#8217;ün &#8221;akrabalarını personel olarak işe aldığını&#8221; iddia etti.
Kopal, ilçe binasında düzenlediği basın toplantısında, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün&#8217;ün &#8221;şeffaf belediyecilik&#8221; söylemiyle göreve geldiğini, ancak 200 belediye çalışanını &#8221;kapının önüne koyduğunu&#8221; öne sürdü.
Halkın verdiği kredinin her geçen gün tükendiğini savunan Kopal, Manisa Belediyesinin kentte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Manisa Merkez İlçe Başkanı Hamza Kopal, MHP&#8217;li Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün&#8217;ün &#8221;akrabalarını personel olarak işe aldığını&#8221; iddia etti.<span id="more-3066"></span></p>
<p>Kopal, ilçe binasında düzenlediği basın toplantısında, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün&#8217;ün &#8221;şeffaf belediyecilik&#8221; söylemiyle göreve geldiğini, ancak 200 belediye çalışanını &#8221;kapının önüne koyduğunu&#8221; öne sürdü.<br />
Halkın verdiği kredinin her geçen gün tükendiğini savunan Kopal, Manisa Belediyesinin kentte yaşayanlara hizmet etmek için var olduğunu belirtti.<br />
Her türlü hukuksuzluğun takipçisi olacaklarını bildiren Kopal, Ergün&#8217;e, özel kalem müdürü, belediye başkan yardımcısı, danışmanı, Belediye Sosyal Tesisleri ve Enerji Ticaret ve Sanayi A.Ş (BESOT) Müdür ve Müdür Yardımcısı, yakın koruması ve basın sorumlusu başta olmak üzere bazı hizmetlerin akrabaları veya yakınları tarafından yürütülüp yürütülmediğini sordu.<br />
Hamza Kopal, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
&#8221;Manisa Belediyesi Cengiz Ergün&#8217;ün şirketi, akrabalarının iş ve geçimini sağlayan yer değildir. MHP&#8217;nin yöneticilerinin bu akraba zincirinden haberleri var mıdır? Bu haksız uygulamaya karşı MHP kadroları da sessiz mi kalmaktadır? Sessiz kalmak haksızlıkları onaylamaktır.&#8221;<br />
Belediye Başkanı Cengiz Ergün de AA muhabirinin sorusu üzerine, kendisinin hizmet için bu makama seçildiğini hatırlattı.<br />
Ergün,&#8221;Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Herkes kendi çalışacağı ekibi kendi belirler, güvenebileceği kişileri seçer. Ben bu söylenenlere katılmıyorum. Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığının bilinmesini istiyorum&#8221; dedi.<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/manisa-chp-mhpyi-sucluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP konuşulacak en son partidir</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhp-konusulacak-en-son-partidir.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhp-konusulacak-en-son-partidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 11:03:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akp]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3051</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik konularda Hükümete yüklenen MHP&#8217;ye AK Parti&#8217;den cevap. &#8220;MHP her açıdan, özellikle de borç için konuşacak en son partidir&#8221; diyen AK Parti Grup Başkanvekili Canikli 57. Hükümet döneminden örnekler verdi.
TV8de yayınlanan &#8220;Erkan Tan&#8217;la Başkentten&#8221; program konuğu olan AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, hükümeti hedef alan açıklamalarında,İkiye katlanan dış borca, özelleştirme ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomik konularda Hükümete yüklenen MHP&#8217;ye AK Parti&#8217;den cevap. &#8220;MHP her açıdan, özellikle de borç için konuşacak en son partidir&#8221; diyen AK Parti Grup Başkanvekili Canikli 57. Hükümet döneminden örnekler verdi.<span id="more-3051"></span></p>
<p>TV8de yayınlanan &#8220;Erkan Tan&#8217;la Başkentten&#8221; program konuğu olan AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, hükümeti hedef alan açıklamalarında,İkiye katlanan dış borca, özelleştirme ile ortaya çıkan yaklaşık 45-50 milyar doları da eklersek, 340 milyar kimin cebinde diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural&#8217;a karşılık verdi.</p>
<p>MHP her açıdan, özellikle de borç için konuşacak en son partidir. Ülke kaynaklarını çarçur ederek, Merkez Bankası&#8217;nın boşaltıldığı dönemler unutulmadı. Hesabı kimlerin vermesi gerektiği ortada. Muhalefetin ne söylediğinin önemi yok. İşte bakın bugün sesi çıkanlar ve bağıranlar kendi iktidar dönemlerinde ne yaptıklarını unutmuş gözüküyor. Devletin resmi rakamlarına göre 57. Hükümet döneminde, koalisyon ortaklığında yer alan MHP, 3.5 yılda 29 katrilyon olarak devraldığı dış borç stoğunu, nasıl 149 katrilyona çıkardı açıklasın&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Dış borç stoğuna, özel sektör borçlarının da dahil edilmesi ile bugünkü enflasyon oranlarının da dikkate alınmaması neticesinde gerçek olmayan rakamlar yansıtılmakta. Uzun vadeli yatırımlara alışkın olmayan Türkiyede 16 ayda, ya da 2-3 senede bir hükümet değişikliği oluyordu.&#8221; diyen Nurettin Canikli, &#8220;Şunu kabul edelim ki, eksiklerimiz olabilir ama 7 yıldır bu ülke iyi yönetilmekte . İspanya, Portekiz gibi bir çok ülkenin uluslararası kredi derecelendirme kurumu tarafından notu düşerken biz 2 puan çıkıştayız. IMFye boyun eğmeden, krize rağmen ayakta kalabiliyoruz.  sözlerini kaydetti.</p>
<p>Anayasa Değişikliği Yerine Referandum!</p>
<p>&#8220;Anayasa değişikliği yapamayan hükümet, referandum diyor söylemleri için,  1982den bugüne kadar olan referandum kötü bir şey değildir. Milletin iradesinden ve düşündüklerinden korkanlar var  diyen Canikli sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;İdare ve yürütme denetlemesinde, son nokta olan bağımsız yargının hükümetin talimatlarına göre hareket ettiğinin düşünülmesi doğru değildir AKParti Milletvekillerinden de, vergi cezası alanlar ve kusurlu bulunanlar olmuştur. Ama, elimizde önemli bilgilerin olduğu ihbarların bulunmasına rağmen bazı durumlarda maliye uygulamalarında, hükümet haksız bir şekilde suçlanmakta. Hiçbir mükellefin vergi incelemelerinde ayrıcalıklı bir uygulama söz konusu değildir açıklamasında bulundu.</p>
<p>Hükümete yönelik yapılan sivil dikta eleştirilerine dekarşılık veren Nurettin Canikli, &#8220;Sivil dikta ve darbe söylemlerinde bulunanların, bunu gerçekleştirmek isteyenlere hizmet verdiğini düşünüyorum.&#8221; dedi.<br />
Haber 7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhp-konusulacak-en-son-partidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;nin muhtar maaşları teklifi mecliste</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhpnin-muhtar-maaslari-teklifi-mecliste.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhpnin-muhtar-maaslari-teklifi-mecliste.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 11:09:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=3016</guid>
		<description><![CDATA[MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, muhtarlara aylık brüt asgari ücret tutarı kadar ödenek verilmesini öngören kanun teklifi hazırladı.
TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde, muhtarların seçimle iş başına gelen ve halka en yakın olan kamu görevlileri olduğu vurgulandı.
Köy ve mahallelere idari hizmetlerin sunulmasında, yerel hizmetlerin götürülmesinde ve vatandaşın birçok sorunun çözülmesinde, muhtarların önemli görevler üstlendiği anlatılan gerekçede, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, muhtarlara aylık brüt asgari ücret tutarı kadar ödenek verilmesini öngören kanun teklifi hazırladı.<span id="more-3016"></span></p>
<p>TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde, muhtarların seçimle iş başına gelen ve halka en yakın olan kamu görevlileri olduğu vurgulandı.<br />
Köy ve mahallelere idari hizmetlerin sunulmasında, yerel hizmetlerin götürülmesinde ve vatandaşın birçok sorunun çözülmesinde, muhtarların önemli görevler üstlendiği anlatılan gerekçede, şunlar kaydedildi:<br />
&#8221;Aldıkları aylık ödenekleri günümüz şartlarında yeterli olmaması nedeniyle, halen sayıları 53 bini bulan köy ve mahalle muhtarlarımız geçim mücadelesi vermektedir.<br />
Muhtarlara verilen aylık ödenek, muhtarlık görevinin yürütülmesi için zorunlu olan internet, elektrik, telefon, kırtasiye, temsil, ağırlama ve diğer harcamaları karşılamaya yetmediğinden, muhtarların aile bütçelerine ilave yük getirmektedir. Ayrıca, muhtarların birçoğu sosyal güvenlik primini yatıramadığından, sosyal güvenceden yoksun duruma düşmüşlerdir&#8221;<br />
Kanun teklifine göre, köy ve mahalle muhtarlarına brüt asgari ücret tutarı kadar aylık ödenek verilecek. Bu ödenek, muhtarlıkların bulunduğu yerleşim biriminin idari yapısı ve nüfusu gibi kriterleri ayrı ayrı veya birlikte dikkate almak suretiyle İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine, bir katına kadar farklı olarak belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak.<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhpnin-muhtar-maaslari-teklifi-mecliste.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP-CIA arasındaki ilginç iddialar</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhp-cia-arasindaki-ilginc-iddialar.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhp-cia-arasindaki-ilginc-iddialar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 08:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=2967</guid>
		<description><![CDATA[Hançer Birliği Türkiyede faaliyet gösterdi mi? Zihni Çakırın Korku İmparatorluğu Gladio kitabında MHP-CIA ilişkisine yönelik ilginç iddialar yer alıyor.
Türk Gladionusu soruştururken 24 Mart 1978de katledilen Ankara Cumhuriyet Savcı Vekili Doğan Özün hazırladığı iddia edilen bir raporun ortaya çıkmasıyla başlayan MHP-CIA ilişkisine dair tartışma yeni bir boyut kazandı.
İddiaya göre dönemin MHP Lideri Alparslan Türkeşin kontrolünde olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hançer Birliği Türkiyede faaliyet gösterdi mi? Zihni Çakırın Korku İmparatorluğu Gladio kitabında MHP-CIA ilişkisine yönelik ilginç iddialar yer alıyor.<span id="more-2967"></span></p>
<p>Türk Gladionusu soruştururken 24 Mart 1978de katledilen Ankara Cumhuriyet Savcı Vekili Doğan Özün hazırladığı iddia edilen bir raporun ortaya çıkmasıyla başlayan MHP-CIA ilişkisine dair tartışma yeni bir boyut kazandı.</p>
<p>İddiaya göre dönemin MHP Lideri Alparslan Türkeşin kontrolünde olan Gladio eğitim kamplarının (Komando Kampları) asıl sahibi Murat Bayrak isimli bir Yugoslav göçmeniydi.<br />
Cafesiyaset haber sitesi yazarı Zihni Çakırın yakın zaman önce Profil Yayınlarından çıkan Korku İmparatorluğu Gladio kitabında, MHP-CIA ilişkisi anlatılırken; Hançer Birliğinin bu ilişkideki rolüne dair iddialar da yer alıyor.</p>
<p>Bu kamplarda eğitim verdiği iddia edilen Murat Bayrak, 12 Eylül darbesi sırasında MHP Genel Yönetim Kurulu Üyesi olmasına karşın tutuklanmayan tek isim oldu. Bayrak aynı zamanda CIA ajanları ve Gladio yapılanmasında kilit rol oynayan Poul Henze ile Frank Terpille de bağlantılı idi.</p>
<p>Nazilerin Yugoslavyayı işgali sırasında Nazilerle işbirliği yaptığı öne sürülen Murat Bayrak, MHPden önce Adalet Partisinde de milletvekilliği yapmıştı.</p>
<p>Kitapta, ülkücü mafya nitelendirmesinde adı sık geçen Oral Çelikin, Ülkücü gençleri Nazi subayları eğitmiştir ifadelerine yer verilirken, bu sözle kastedilmek istenenlerden birinin de Murat Bayrak olduğu tespitine yer veriliyor.</p>
<p>Murat Bayrakın Gladionun eğitim kampları ve organizasyonunda etkin rol oynayan, Nazi Generali Reinhard Gehlen ile de bağlantılı olduğunu da öne süren yazar Zihni Çakır, Alparslan Türkeşin CIA bağlantılarının da bu sarmalda geliştiğini öne sürüyor.</p>
<p>CIA kontrolüne giren ve GLADIOyu organize eden Gehlenin, MHP ve Türkeş ilişkisinin bir başka göstergesinin de Ruzi Nazar olduğunu öne süren Zihni Çakır, kitabında şu tespitlerde bulunuyor:<br />
2. Dünya savaşından sonra, Gehlen ile sonradan Türkeşin yakın dostu olacak olan Ruzi Nazar ABDye götürülür. Özbek kökenli Ruzi Nazar, savaş sonrasında Alman ordularına sığınmış bir isimdir. General Gehlen de Alman istihbaratçısı ve Nazi subayıdır.<br />
İkili CIA içerisinde görevlendirilir. Nazar bu görevde CIA Türkiye İstasyon Şefliğine kadar yükselir.</p>
<p>Gehlen ise Almanyaya gönderilerek Alman İstihbarat Örgütü BNDnin yapılandırılmasını yürütür.</p>
<p>Bu iki görevlendirme, ikiliyi aynı zamanda ABDnin bu bölgelerdeki GLADIO operasyonlarında da etkin hale getirir. Özellikle Gehlen, GLADIOnun bölgesel sekreteryası ve operasyonel grup eğitiminde ön sıralarda yer alır.</p>
<p>İkili arasındaki bu yakınlık, Türkeş ile Gehlen arasında dolaylı bir yakınlaşma olark anımsanır.<br />
Yazarın iddialarındanbiri de Alparslan Türkeş ile NATO ve Gladionun geri planında olan Rockfeller Grubu arasındaki ilişki: Türkeşin ABDde bulunduğu dönemde en yakın dostu Ruzi Nazar ile NATO ve GLADIO operasyonlarının gerçek hamisi sayılan Rockfeller ailesi tarafından desteklendiğini aktarmakta fayda var.</p>
<p>Çakır, bu yöndeki bir başka önemli tespiti de İtalyadaki P2 Mason Locası Şefi Licio Gellinin, İtalyan GLADIOcularla Türk ülkücüler CIAnın güdümünde çalıştılar sözleriyle ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>HANÇER BİRLİĞİ ÜYESİ MHPDE MİYDİ?</strong></p>
<p>12 Eylül darbesi sırasında MHP Genel Yönetim Kurulu Üyesi olan Murat Bayrakın, 2. Dünya Savaşı yıllarında Gestapo komutasındaki Balkanlarda kurulan faşist çetelerden Hançer Birliğinde de yer aldığını iddia eden yazar Zihni Çakır, Murat Bayrakın zenginliğinin kaynağında da kayıp Nazi altınlarının olduğunu öne sürüyor.</p>
<p>Çakır, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan halk mahkemesince idam cezasına çarptırılan Murat Bayrakın eski SS üyelerinin kurduğu bir örgüt olan ODESSA (Organisation Der Ehemaligen SS-Angehörügen) tarafından Yugoslavyadan Türkiyeye kaçırıldığını yazıyor. Buoperasyon sonrasında Murat Bayrakın Türkiyedeki tüm faaliyetlerini Hançer Birliği adına yürüttüğünü öne sürülürken, Murat Bayrak ve Hançer Birliğinin, 12 Eylül Askeri darbesini yaratan ortamın ve kontrgerilla eylemlerinden bir bölümünün finansörlüğünü yaptığını da iddia ediliyor.<br />
www.cafesiyaset.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhp-cia-arasindaki-ilginc-iddialar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;nin parti programı ve tüzüğü açıklandı</title>
		<link>http://www.partiparti.com/mhpnin-parti-programi-ve-tuzugu-aciklandi.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/mhpnin-parti-programi-ve-tuzugu-aciklandi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 08:55:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi Partiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=2904</guid>
		<description><![CDATA[MHP&#8217;nin parti programı ve tüzüğü belli oldu. Programda dokunulmazlıklar, yeni anayasa, erklerin yetki çatışması, parti kapatılması ve TSK&#8217;nın yıpratılması konuları yer alıyor.
Volkan Yanardağ&#8217;ın haberi
MHP&#8217;nin Türkiyeyi 2023te lider ülke yapmaya yönelik olarak hazırladığı parti programı ve tüzüğü belli oldu. Parti programında Türkiyeyi dünyada süper güç yapma hedefi ortaya konurken, kardeşlik vurgusu dikkat çekti.
Yeni anayasa gerekliliği, erklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP&#8217;nin parti programı ve tüzüğü belli oldu. Programda dokunulmazlıklar, yeni anayasa, erklerin yetki çatışması, parti kapatılması ve TSK&#8217;nın yıpratılması konuları yer alıyor.<span id="more-2904"></span></p>
<p>Volkan Yanardağ&#8217;ın haberi</p>
<p>MHP&#8217;nin Türkiyeyi 2023te lider ülke yapmaya yönelik olarak hazırladığı parti programı ve tüzüğü belli oldu. Parti programında Türkiyeyi dünyada süper güç yapma hedefi ortaya konurken, kardeşlik vurgusu dikkat çekti.</p>
<p>Yeni anayasa gerekliliği, erklerin yetki çatışması, parti kapatmalar gibi güncel konuların yer aldığı programda, dokunulmazlıkların kaldırılması, TSKnın yıpratılmaması istendi.</p>
<p>Hacı Bektaş-ı Veliye programda yer verildi, MHP iktidarında kişi başına gelirin 30 bin dolar olacağı kaydedildi. Parti tüzüğündeki değişikliklerle genel başkan adayı olma zorlaştırıldı, genel başkanın 5 defadan fazla seçilmesinin önü açıldı.<br />
SÜPER GÜÇ TÜRKİYE</p>
<p>MHPnin 2000 yılında hayata geçen parti programı ve tüzüğü yaklaşık 10 yıl aradan sonra değişti. Geleceğe Doğru başlığıyla değiştirilen parti programında MHPnin vizyonu şöyle anlatıldı:</p>
<p>Geniş vatandaş kitlelerinin teveccühünü kazanarak tek başına iktidar olmak, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya düzeni anlayışıyla; ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik gelişimini ve bilgi toplumuna geçişini sağlayarak ülkemizi, bölgesinde ve dünyada süper güç ve lider ülke konumuna getirmektir.<br />
MHPnin yeni programından bazı başlıklar:<br />
YENİ ANAYASA: Anayasamızın mümkün olabildiğince geniş bir uzlaşma ile, genel sınırlama hükümlerinden daha çok, genel koruma hükümlerine yer veren ve özgürlüğü esas alan bir nitelikte olması gerekli görülmektedir.<br />
TSKNIN SAYGINLIĞI: İki bin yıllık köklü maziye sahip Türk Ordusunun, Türk Milletinin vicdanında mukim saygınlığının, gelişi güzel günlük polemik konusu yapılarak iç ve dış kamuoyunda yıpratılmasına fırsat verilmeyecektir.<br />
YETKİ AŞIMI: Erkler arasında yetki aşımı ve çatışması ekseninde gelişen tartışmaların, herkesin anayasadan kaynaklanan görev ve yetkileriyle sınırlı hareket etmesi suretiyle giderilebileceğine inanmaktayız.<br />
PARTİ KAPATMALAR: Siyasi partilerin sadece Türk Milleti tarafından ve seçim sandığı yoluyla tasfiye edilebileceğine inanan MHP, terör ve şiddeti siyasi amaç ve araç olarak gören ve destekleyen partiler dışında siyasi partilerin kapatılmasına karşı olup parti kapatma yerine bireysel sorumluluk esasını öngörmektedir.<br />
DOKUNULMAZLIKLAR: Milletvekili dokunulmazlığının, kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanması ve TBMM içerisindeki yasama ve denetleme faaliyetlerinin dışında kalan hususlardaki dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğine inanmaktayız.<br />
KADINA ŞİDDET: Kadınların şiddete maruz kalmasına yol açan kültürel, sosyal, psikolojik ve ekonomik nedenler ortadan kaldırılacak, sivil toplum kuruluşları ve medyanın bu konuda duyarlı hareket etmeleri sağlanacaktır.<br />
TAŞ ATAN ÇOCUKLAR: Suç işleyen ve suça meyilli çocukların varsa aileleriyle işbirliği yapılarak eğitilmeleri, meslek edindirilmeleri suretiyle, ailesi olmayanların ise korunmaya alınması ve rehabilite edilmesi suretiyle topluma kazandırılmaları sağlanacaktır.<br />
ALEVİLERE MESAJ: Dünyaya ve insanlığa bakışımızı; Ahmet Yesevinin, Mevlananın, Yunus Emrenin, Hacı Bektaş-i Velinin insan merkezli madde ve madde ötesi varlık aleminin sentezinden oluşan bir anlayış şekillendirecektir.<br />
Akşam</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/mhpnin-parti-programi-ve-tuzugu-aciklandi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ülkücüden uyarılar</title>
		<link>http://www.partiparti.com/bir-ulkucuden-uyarilar.html</link>
		<comments>http://www.partiparti.com/bir-ulkucuden-uyarilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 14:40:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yavuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akp]]></category>
		<category><![CDATA[Chp]]></category>
		<category><![CDATA[Dtp]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.partiparti.com/?p=2791</guid>
		<description><![CDATA[Kadim bir ülkücü dostumun bana gönderdiği mektubu önemine binaen sizlerle paylaşmak istedim:
Birileri ülkeyi süratle 12 Eylül öncesine götürmek istiyor. Yurdun hemen her köşesinden başlayan sokak gösterileri, siyasi cinayetler, kundaklamalar artarak devam ediyor. Şu an akıllar tutulmuş vicdanlar kararmış empati yok olmuş&#8230;
Sokağa indirilen gençler akıl ve mantıkla değil, tamamen duygularıyla hareket ediyor. Ya onları sokağa dökenler? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadim bir ülkücü dostumun bana gönderdiği mektubu önemine binaen sizlerle paylaşmak istedim:</p>
<p>Birileri ülkeyi süratle 12 Eylül öncesine götürmek istiyor. Yurdun hemen her köşesinden başlayan sokak gösterileri, siyasi cinayetler, kundaklamalar artarak devam ediyor. Şu an akıllar tutulmuş vicdanlar kararmış empati yok olmuş&#8230;<span id="more-2791"></span></p>
<p>Sokağa indirilen gençler akıl ve mantıkla değil, tamamen duygularıyla hareket ediyor. Ya onları sokağa dökenler? Başta Mamak Zindanı olmak üzere çeşitli cezaevlerinde yaklaşık oniki yıl tutsak kalan birisi olarak görüyorum ki; bu yaşadıklarımız 12 Eylül öncesinin adeta bir fotokopisi. DTP taraftarlarının gösterilerine karşı çıkan bir arkadaş, “Meydanları onlara mı bırakacağız?” diye tepkisini dile getiriyordu. 12 Eylül öncesi bizler de, “Bu ülkeyi komünistlere mi bırakacağız?” diyorduk. Devrimci gençlikte aynı şekilde meydanı faşistlere bırakmamak için sokaklara dökülmüştü. Oysa ülke ne milliyetçilere ne de devrimcilere bırakıldı. Bizleri sağcı solcu diye kırdıran bu derin güçleri çok ağır bedeller ödedikten sonra fark edebilmiştik. İhtilale meşru(!) zemin hazırlamak isteyen odaklar, gençlerin birbirlerini kırmasını bazen seyrederek bazen de tahrik ederek olayların “olgunlaşmasını” beklediler.</p>
<p>Bugün sokağa indirilen milliyetçi gençler bilmelidirler ki dün aynı şekilde bizleri de sokağa indirenler ihtilalden sonra, “Size mi kaldı vatan kurtarmak?” diyerek alay, hakaret ve işkence ediyorlardı.</p>
<p>İhtilal öncesi “Kahrolsun Komünizm!” diye çok bağırdık. Komünizm bizim bağırmamızla kahrolmadı. Bizi meydanlara dökenler ihtilalden sonra bizlerle alay ettiklerinde, işkence yaptıklarında, arkadaşlarımızı dar ağaçlarında sallandırdıklarında; asıl o zaman biz kahrolduk.</p>
<p>Lütfen, oyuna gelmeyelim! Derin yapı aynı oyunu yeniden sahneye koydu. Figüranları olmayalım. Bin yıldır bizleri kardeş yapan değerleri yeniden tesis etmezsek o zaman ülkeyi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.</p>
<p>Kimileri kabul etmese de şu bir gerçek ki seksen yıldır Kürt vatandaşlarımız yok sayıldı, hakir görüldü, çeşitli baskı ve zulümlere maruz bırakıldı. Onlara bu zulmü Türk halkı değil bu düzenin sahipleri yaptı. Sonra da kimine Alevi, kimine Kürt, kimine dindar, kimine sağcı , kimine solcu diye benzeri zulümleri reva gördüler. Bizleri “ötekileştiren” derin yapı bir kesime zulüm yaparken diğer kesim alkış tuttu. Aynı şey bizim başımıza geldiğinde feryat ettik&#8230; Köle sahipleri köleleri birbirlerine kırdırdıkları için kendilerini kimse fark edemedi.</p>
<p>Artık yeter! Edi Bese! Sahiplerimizin oyunlarını bozalım. Olaylara kendi ideolojik penceremizden bakmayalım. Bizim doğrularımızın dışında da doğruların olabileceğini kabul edelim.</p>
<p>Eylemler yapan Kürt halkı! Bilmelisiniz ki 80 yıldır sizlere bu zulümleri Seraplar değil,</p>
<p>bu düzenin sahipleri yaptı . Sizler Serap’ı öldürmekle Kürt halkının haklı taleplerini elde edemezsiniz. Mücadelenin en basiti, eline silahı bombayı alıp eylemler yapmaktır.</p>
<p>Amaç gerçekten Kürt halkının hakları ise ellerinizde çiçeklerle sokaklara çıkın. İnanıyorum ki böyle bir direniş Türk halkının desteğini arkasına alacaktır. İşte o zaman “Bin yıllık kardeşlik” tekrardan tesis edilir.</p>
<p>Buradan birkaç kelam da Sayın Baykal ve Bahçeli’ye etmek istiyorum.. Bu zatlar açılımla birlikte ülkede ayrımcılığın yapıldığını, huzurun bozulduğunu, birlik ve beraberliğin baltalandığından dem vurmaktadırlar . Allah aşkına sizler hangi birlik beraberlikten , hangi huzurdan bahsediyorsunuz? Otuz senede 50 bin can binlerce faili meçhul cinayetler, söndürülen ocaklar başka bir ülkede mi yapıldı?</p>
<p>Sokağa indirilen gençler bu oyunların farkında değiller. Peki ya sizler? Üç beş oy uğruna bu süreci baltalamak hangi akla izana sığar? Eğer bu gemi batarsa o koltuklar sizi kurtarmaz.</p>
<p><strong>Barış ve sevgiyle &#8230;</strong></p>
<p>Adnan Baran</p>
<p>Mehmet METİNER / Star</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.partiparti.com/bir-ulkucuden-uyarilar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
