KÜRT SORUNU, AÇILIMLAR VE ÇÖZÜM ÖNER?LER?
Mayıs 27, 2009 Yayınlayan: admin
Kategori : Sabahattin TALU
Son birkaç aydır herkes, bir “çözüm” tutturmu? gidiyor. Gazetelerde hemen hemen her gün insanlar kö?elerinde, adı “Kürt sorunu” olarak dayatılan sorunun çözümü konusunda naçizane fikirlerini ortaya koyuyor. Televizyonlardaki tart??ma programlarının neredeyse tamam? bu konuya endekslenmi? durumda. DTP’lisi MHP’lisi, AKP’lisi CHP’lisi, yazarı çizeri, siyasetçisi tarihçisi herkes, sorun ve sorunun çözümünden bahsediyor.
Bütün bu geli?melerin en önemli birincil sebebi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı “Tarihi f?rsat” ve “çok güzel geli?meler olacak” açıklamalar?.
“Tarihi f?rsat” ve “çok güzel geli?meler olacak” açıklamalarının ne anlama geldi?i henüz bilinmedi?inden, kamuoyunun bir kesimi, bazı soru i?aretlerinden hareketle bu açıklamalara tepki gösterirken, di?er bir kesimi de “bekleyelim görelim” mant??ını kendi içinde yürütüyor.
Bunca yıldır bir türlü yakalanamayan “Tarihi f?rsat” nedir ve “nasıl yakalanm??tır”? henüz bilmiyoruz, aynen “güzel geli?meler”i de bilmedi?imiz ve tahmin edemedi?imiz gibi. Ancak sadece, son dönemde bu konudaki bazı geli?meleri biliyoruz. Neler bunları Birilerinin açılım dedi?i; Kürtçe TV, Kürtçe köy isimlerinin yeniden verilmesi, ?mral?’ya ek cezaevi yapılarak Öcalan’ın yalnızlıktan kurtarılmas?, Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi ile geli?en ikili ili?kiler, genel bir af tart??maları ve PKK’lı üst düzey yöneticilerin Avrupa’ya kaydırılmas?, falan falan.
Bütün bu geli?melere ek olarak PKK ve sözcüsü DTP de; “bölme ve bölünmeyi artık istemiyoruz. Üniter yapı içerisinde özerk bir yönetim istiyoruz” dedi.
Bakın, e?er gerçekten bir “f?rsat” var ve yakalanm?? ise, bunun tek taraflı olmas? hiç, ama hiç mümkün değildir. Olayın iki taraf? var m?, kesinlikle var. O halde f?rsatın “çift tarafl?” yakalanm?? olmas? ve her iki tarafın bazı ortak mü?tereklerde bulu?mas? gerekir. Yani, bir “anla?ma” söz konusudur. Böyle bir durum var m?, gerçekten bilmiyoruz. Peki, ne biliyoruz; DTP’lilerin her geçen gün daha radikal söylemlerde bulunmaya başladıkların?.
“Kürt co?rafyas?”, “Kürdistan’? kabul edecekler”, “Sn.Öcalan ve PKK’nın muhatap alınmas? ?art” gibi son derece keskin söylemler bu döneme ait. Genel olarak gözden ve dikkatten kaçan bir cümle var ki, bana göre en önemli ve belirleyici cümle bu; “Kürt sorunu, sadece Türkiye’deki Kürtlerin değil, bölge ülkeleri Irak, ?ran ve Suriye’de ya?ayan Kürtleri de kapsar. Bu sorun, Ortado?u’nun sorunudur”.
Çok önemli bu cümlenin açıklamas?, anlam?, özeti ?udur; “Siz Türkiye’de PKK veya DTP’nin tüm taleplerini harfiyen yerine getirseniz, örne?in; en ba?ta Öcalan’? serbest b?raksanız, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgesini Kürdistan Özerk Bölgesi ilan etseniz ve ba?ına, serbest b?rakt??ınız Öcalan’? getirseniz de bu “Kürt sorunu” çözülmü? sayılmaz. Ne zaman, Irak ve Türkiye’de oldu?u gibi ?ran ve Suriye’de de Kürdistan bölgeleri kurulur, i?te o zaman Kürt sorunu tamamen çözülmü? olur”. Bunun anlam? kesinlikle budur ve bundan ba?kas? da asla değildir.
Hal böyleyken, siz nasıl olur da halâ , çe?itli bazı açılımların, geli?melerin bir anlam?, bir manas? oldu?unu düşünebilirsiniz ki? Açılım denilen uygulamaların hiçbiri, arkas? gelmesi son derece kesin taleplerin önünü asla kesemez, kesmez. Burada amaç son derece net ve tektir; dört parçadan olu?an “Kürdistan”.
Y?llardır, DTP ve öncesi siyasi partilerin ileri gelenlerine, çe?itli platformlarda sıklıkla; “Siz gerçekten ne istiyorsunuz, bir türlü anlayamadık. Bunu bir de siz açıklar m?sınız? Ne istiyorsunuz?” diye sorulur. Cevap ise genellikle; “Biz kan dursun istiyoruz. Demokrasi, bar?? ve karde?lik istiyoruz. Anadilimizi, kültürel haklar?mızı istiyoruz. Resmiyette tanınmak istiyoruz. ınkâr politikaları bitsin istiyoruz. ?stiyoruz da istiyoruz” ?eklindedir ve böyle geçi?tirilir.
Hiç biri, gerçek amacı açıkça söyleyememi?tir. Çünkü oras?, amiyane tabirle “zurnanın z?rt dedi?i yer”dir, kolay kolay ve açıkça söylenemez. Aralara sık??tırıl?r, kitlelere mesajlar verilir, kendi aralarında konu?ulur, tart???l?r ama kamuoyu önünde açıkça dillendirilemez. Böyle oldu?u için de, “ne istendi?i” sorusu yüzlerce kez tekrar tekrar sorulur ve nihayetinde, öncelerinde oldu?u gibi yine tekrar tekrar geçi?tirilir.
Bir önemli konuya daha buradan parmak basmak gerekiyor. Çünkü bu konu da, çok önemli olmasına rağmen, basında görmesi gereken ilgiyi hemen hemen hiç görmemi?tir. “Artık bölmek istemiyoruz. Üniter yap?dan yanayız”.
Ne demek bu? Hemen söyleyelim, anlayamam?? ve dikkatini çekmemi? olanlara.
“Biz eskiden, yani Öcalan ?am’dayken, Türkiye’yi bölmek ve Kuzey Kürdistan’? kurmak istiyorduk. O zaman ki bar??, karde?lik, insan haklar?, kültürel hak taleplerimiz, anadil gibi istek ve dayatmalar?mız, hak getireydi, palavraydı. Ama ?imdi bu palavralar gerçek oldu. Çünkü artık bölücü değil yap?c?, hatta birle?tiriciyiz. Bölmekten vazgeçtik, artık diyalogdan yanayız. ?imdi bizi muhatap alın”. Bunun ba?ka izah? yok.
Peki, ya “yok yok biz tekrar vazgeçtik, aynen eskisi gibi Türkiye’yi bölmeye karar verdik” derlerse, o zaman ne olacak?
Katıld??? son televizyon programında “Gelin, ?artsız ve ko?ulsuz Öcalan’? da kapsayan bir af çıkartın, sorun hemen çözülür. Ayrıca ‘Kürt co?rafyas?’ sözümüzden de korkmayın” diyen S?rrı Sakık, aslında bu korkuyu kendilerinin zor da olsa yenmeyi ba?ardıklarını anlatmaya çal???rken, siz de buna al???rsınız deyiverdi. Aynen Osman Baydemir’in sarf ettiği “Bir gün bu co?rafyanın adını (Kürdistan) kabul edecekler” ve aynen Emine Ayna’nın dillendirdi?i “Seçim sonuçları ile Kürdistan’ın sınırları çizildi” sözleri gibi.
İşte size, dayatılan “Kürt sorunu, açılımlar ve çözüm önerileri”. Daha düne kadar açıkça “Apo” ve “PKK” diyemeyenler, bugün Devlet televizyonlarından “Sayın Öcalan” ve “partimiz, karde?lerimiz PKK” diyebiliyorlar!
Tarihi f?rsatın ne oldu?unu, nasıl yakaland??ın?, olacak güzel şeylerin de ne oldu?unu gerçekten çok merak ediyor ve “bekleyelim görelim” diyorum.
Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com

Yorumlar
Ne düşündüğünüzü yazın...